preloader

iletisim@tezhocasi.com

Tez Yazdırma Merkezi

Yüksek Lisans

Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Desteği

Doktora

Doktora tezlerinde profesyonel destek

SPSS Analiz

SPSS üzerinde yapılacak her türlü analiz desteği

2018 Üniversiteye Giriş Sisteminde 1981 İzleri ve YÖK

YÖK Yeni Sınav Sisteminde 1981’e Mi Dönüyor?

1970’li yıllarda Milliyet gazetesinin ikinci sayfasında yer alan ‘Düşünenlerin Düşüncesi’nde Boğaziçi öğretim üyelerinden bir hocanın makalesi yayımlanmıştı. Sonradan Oktay Sinanoğlu olduğunu öğreneceğimiz hoca, makalesinde, orta öğretimden kendi dersi kimya da dahil olmak üzere birçok dersin kaldırılmasını ve sadece üç dersin bırakılmasını istiyordu: Türkçe (edebiyat), matematik ve tarih. Sonra gerekçelerini uzun uzun açıklıyordu.

Lisede okuyan ve birçok dersle başı dertte bir öğrenci olarak bu makale ve ileri sürülen temel tez pek hoşumuza gitmişti. Özellikle tembel ve yaramaz kabul edilen öğrencilerin edebiyat-sosyal bölümlere yönlendirildiği o yıllarda, sözü edilen bu bölümlerin çok uygun bir adayı olarak hoşumuza gitmekten de öte beynimize kazınmıştı bu düşünceler.

1981’e geldik. Üniversite öğrencisiyiz. Gazetelerden öğrendik ki üniversite giriş sınavlarında yeni bir düzenleme yapılıyor. Bir reform havası içindeki değişiklikleri, basın karşısında her şeyin mimarı durumunda görülen Ösym Başkanı Altan Günalp açıklıyor. Bu açıklama sırasında Türkçe dersinin ‘joker’ders haline getirilmesini açıklarken, Günalp, şu cümleyi sarf ediyor: ‘Türkçeyi bilmeyeni, ama iyi bilmeyeni üniversitelere almayacağız.’

Edebiyat öğretmenliğinde okuyan ve önünde edebiyat ve Türkçe öğretmenliği kendisini bekleyen biri olarak yine pek seviniyoruz.

1983’e gelirken, YÖK’ün o yıllarda öğretim üyeleri için uygulamaya koyduğu ‘rotasyon’ çerçevesinde okulumuza Doç. Dr. Halil Tekin geliyor. Ve Hacettepe Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi olup aynı zamanda yıllardır Ösym’de hazırlanan soruların denetimini yapan bu Ölçme Değerlendirme Uzmanı hoca bizim de aynı adlı mesleki dersimize geliyor.

Yan alanı ‘Türkçe’ olan hocamız, kendi yazdığı iki kitaptan dersleri işliyor. Ve o derslerde bize kitaplarında da anlatılan bir deneyi dikkatlerimize sunuyor:

Değişik ülkelerden alınan lise öğrencilerine kendi dillerinde değişik derslerden testler uygulanır. Çıkan sonuçların analizi sonucu şu gerçeğe ulaşılır: Bir öğrenci öğretim yapılan dili iyi biliyorsa, bu dili iyi öğrenebilme adına da, düzenli ve sürekli kitap okumuşsa, bu onun akademik başarısını %90-95 oranında doğrudan etkilemektedir. Üstelik sadece edebiyat dersinde değil, bütün derslerde aynı sonuç çıkmaktadır.

28 yıl süren meslek hayatımda ben de bunu hep uyguladım. Sonuç alamadığımız hiçbir öğrenci olmadı. Kişi gerçekten düzenli ve sürekli okuyorsa her alanda gelişme ve büyümesi hızlı ve isabetli olmaktadır. Akademik başarısı için de bu böyledir.

Yeni üniversite sınav sistemi bugünlerde tartışılmaya devam ediyor. Değişiklikler ve yeni teklifler söz konusu. Bunları da doğal sayalım. Ama bizce de en yeni ve en gerekli ve kalması gereken değişiklik odur ki, Türkçe dersi ‘joker ders’ yapılmakla isabette bulunulmuştur. Oktay Sinanoğlu, Altan Günalp ve Halil Tekin anlayış ve çizgisi şimdi YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç yoluyla sürüyor.

Bu satırların yazarı şimdi emeklidir. Bundan artık kişisel beklentim yok. Ancak ülkemizin ve çocuklarımızın kaderi Türkçe ve edebiyat derslerindeki başarılarına endekslidir. O nedenle bu mesele hepimizin davasıdır. Benim de!..

Türkçenin ‘joker ders’ durumu hiç değişmesin, aman!

Leave a Reply